şimdiki çocuklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şimdiki çocuklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Aralık 2007 Pazar

Biz çocukken demek yetmez :)


Şimdi ki çocuklar için de birşeyler yapmalıyız. Yahu sen ne zamandır ben çocukken demeyi bile bıraktın, nereden çıktı bu birşeyler yapmalıyız isteğin dediğinizi duyar gibiyim. Cevap vereyim, çok hoş maillerle hem onure ediliyor hem de ateşleniyoruz. En azından ben öyle oluyorum. Maillerden ve yorumlardan kısa kısa notlar.
  1. Aldığımız bir mailde şeker kız candy videolarını nereden bulabilirim diye bir istek vardı, tam olarak olmasa da cevap vermeye çalıştık. En doğru cevabı bilenler yorum olarak eklerse çok seviniriz.
  2. Başka bir mailde çizgifilm cdsi satın almak istiyorum sitenizde bulamadım bana nasıl yardımcı olabilirsiniz şeklinde bir mail aldık. Bu konuda da yorumlarınızla cevabımıza dahil olabilirsiniz.
  3. Bizi onure eden bir başka mailde de bir şiir kitabından haberdar edildik. Söz verdiğimiz gibi kitabı alıp, inceliyor ve burada detaylı olarak bahsediyoruz.
  4. Hatta bir zamanlar çocuk olanlara sesini duyurmak isteyen şimdiki çocuklar da blogumuzu bu amçla kullanmaya başladı :)
    biz çocuklara aşırı önem verilmesinden hoşlanmıyorum. Bence sizler küçükken size de cin min demişlerdir. Bu durum bence büyüklerin gelişimlerinin bir yerde durmasından kaynaklanıyor. Bir de çok unutkansınız. ufak yolcu

Ve Cıvıl Cıvıl Şiirler kitabından bir şiir,

Parıltı

Yıldız toplamaya çıktım
....................... dün gece.
Ay kocamandı,
............baktım baktım
............göremedim bir tane bile...

Yakamozları topladım ben de.
Ama hepsi sığmadı sepetime.
Savurdum göğe artanları,
............yaldız gibi parlasınlar diye.

Tutamadı onları gökyüzü,
döküldüler hepsi tek tek.
............Yıldız yağmuru altında ben
............sevinç içinde dans ettim,
...........................................gülerek.

İyiki çocuk olmuşuz, iyi ki ben çocukken diyebiliyoruz :) Daha çok ben çocukken demek dileğiyle herkese selamlar...
Not: Kullandığımız imaj da Cıvıl Cıvıl Şiirler kitabının web sayfasından alıntıdır.

7 Ekim 2007 Pazar

Bizmi yaşlanıyoruz,Dünya'mı?



Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, çok güzel bir ülkede mahalleler varmış. Bu mahallelerin çocukları birbirlerini çok severlermiş. Dışarıdan gelen parolalı bir ıslığa uçarak aşağı iner, beraber olacakları anları iple çekerlermiş. Kavga etseler de kin tutmaz, her gün yeniden dünyalar kurarlarmış.

Herkeste paylaşma duygusu, sevgi ve arkadaşlarını kollama duygusu yavaş yavaş gelişirmiş. O zamanlar çocuklar okula servis ile değil, köşebaşında buluşarak giderlermiş. Onların yolunu gözlememiş evdeki bilgisayar,
şehrin en iyi dershanesi, hazırlık kursları. Bilmezlermiş; hamburgeri, MTV'yi, Interneti, cep telefonunu, tetrisi, nintendoyu... Bilirlermiş duvarların üzerinde sohbet etmeyi, hatıra defterleri doldurup sevgileri keşfetmeyi.

Bilirlermiş horoz şekercisini, elleri kirli macuncunun tornavida ile koyduğu rengarenk macunları. Eve gitmeyi unutmayı, hava kararınca dayak yemeyi, sonra bir ıslıkla tekrar aşağıya kukalı saklambaca kaçmayı.
Bilirlermiş o hakkında türlü şeyler söylenen evdeki garip adamdan korkmayı, küsmeyi, ayni kıza asılmayı, torbalarla misket toplamayı, gıcır köstek ayırmayı, değiş tokuş kaybedince kapışı, Teksas'i, Tommiks'i, Konyakçı'nın dişlerini...

İç içe konan naylon topları, taştan kale direklerini.Üç korner bir penaltıyı. Üzerine apartman yapılan top sahalarını, sonra o apartmana taşınan yeni dostları ve onları kapma yarışını...
Otobüsteki biletçinin lastik silgi sarılı kalemini, yoğurtçuyu, kalaycıyı, hallacı...

Evlerin arkasındaki odun kömür depolarını.

Yakar topun yakışını. Mantarlı gazoz kapaklarını, yaldız kazımayı. Yandaki mahalle ile alınan kavgayı, her kavganın çıkardığı kahramanı-ödleği. kan kardeşliğini, ip atlama, lastiğe basma, topaç virtiözlüğünü, çelik çomağı, kırılan camları, toplanan paraları...

Açık hava sinemalarını, frigo buzu...

Sonra zamanla bu güzel ülkede durumlar değişmeye başlamış. Yaşlar ilerledikçe bu birliktelik, koruma kollama duyguları bu mahallenin
çocuklarının başlarına çok isler açmış.

Daha sonra issizlik, hayat pahalılığı, enflasyon, köseyi dönme, adamını bulma, malı götürme falan derken, herkes yüzünde soluk bir bakış, içinde
hayatın yenilgisi, çaresizlikleri, tatminsizlikleri ile başbaşa kalmış. çocukları mı? Çocukları simdi koca koca apartmanların arasında, nefes alınmaz bir havada, evlerinde, sanal bir dünyada, emniyet içinde ve yalnız yaşıyorlar. Anneleri babaları onları çok seviyor.

Beta kapmasınlar diye kalabalık ortamlara hiç sokmuyor. Hafta sonları hep beraber Karum ya da Galleria'dalar.

okul servisleri çocukları neredeyse yataklarından alıyor. Çocuklar trafik kaygısıyla, köşedeki markete dahi gönderilmiyor.

Babalar şirketlerin bilançolarını, çocuklar da dersane reytinglerini izliyorlar.

Hepsi birer test uzmanı, sayısal-sözel yuvarlanıp gidiyorlar. Seksek oynamayı değil ama taban puanları çok iyi biliyorlar.Hayata açılan pencereleri Windows 95, 98... Onlar ekrana, ekran onlara bakıyor ve koca bir hayat dışarıda akıp gidiyor...

Ve şehrin dışında ağaçlar; tırmanacak, salıncak kuracak, kalp kazıyacak mahalle çocuklarını bekliyor. Paylaşmayan, yalnız, bencil, kafesler içinde, gürbüz, güvendeki çocukları...

Hiç sopa yememiş, ağaçtan düşmemiş, topu yandaki bahçeye kaçmamış, dizlerinde yara kabukları olmamış çocukları..."


Herkese merhaba :) Bu güzelliği yine İlham Perim sayesinde keşfettim.Öyle mutlu oldum ki,uzunca bir zamandır içimdeki çocuk fısıldayıp duruyor,çıkmak için çırpınıyor.Şimdi onu dışarı çıkarıp özgürlüğüne kavuşturmanın zamanı geldi :) Daha soluklanmadan çok sevdiğim bir yazıyı paylaşmak istedim.Ben bir yolculuğum esnasında radyoda duymuş ve çok sevmiştim bizi biz yapanları böylesine güzel anlatan bu yazıyı.Umarım sizlerde beğenirsiniz.Şimdiki çocuklar bizleri görselerdi eminim şimdi gelmek istemezlerdi..