29 Ağustos 2007 Çarşamba

Yarım saatte 90'ların çizgi filmleri


Çok güzel bir derleme yapmışlar. Özellikle Warner Bros yapımı çizg filmler var. Hemen girişte Bugs Bunny'i gördüm sevindim ben mesela. Çok şey hatırlayacaksınız. İyi seyirler.



Biraz daha izledim de o zamanlar kaçırdığım çizg filmler varmış galiba...
Bugs Bunny dedim Duffy Duck koydum, sebebi kendisine olan özel hayranlığımdır.

28 Ağustos 2007 Salı

Yarın Herkes Çarşıya Çıkmalı :)

7 yada 8 yaşındaydım doğumgünümden bir gün evvel bodrumdan fetiyeye gitmiştik..orda otururken biyerde herkesin masada olduğu bir anı gözetledim ve annemler teyzemler anneannemler herkes masadayken birden "yarın herkesin çarşıya çıkması lazım" dedim neden dediler şaşırdılarda bende dedim " eee yarın benim doğumgünüm":) sonra tabi tahmin edebileceğiniz gibi herkes gülmeye başladı ve bu olay senelerdir herkesin aklında..ne zaman doğumgünüm yaklaşsa "Aslı çarşıya çıkalımmı yarın" diyolar..yani bir anlık gaf 13 yıldır peşimi bırakmadı..tam tabiriyle eşşek kadar kız oldum hala dalga geçiyolar..nitekim herkes dün yine aradı canımmm çarşıya çıkalımmı yarın(bugün) diye...tabi bende artık alıştım bazen hepsinden önce davranıp çarşıyamı çıksanız ne siz yarın diyorum:) yani bugünün şerefine hatırlanmış bir anıydı benimkisi..ee şeyyy doğumgünüm bugün sizdemi çarşıya çıksanız ne:)

Oğlumla aramızdaki dialog :))

Pazar akşamı oğlumun lunapark maceralarından sonra anneanneye bırakıcaz diye eve dönüyoruz... 8 aylık olduğundan beri arkada araba koltuğunda oturan oğlum her daim yan taraftaki pencereden dışarıyı seyretti... Eşim arabayı kullanıyor bende oğlumla oynuyorum biraz arkaya dönüp... Sonra aklıma kafa korumalığını çıkartmak geldi... Ön taraftan yolu seyretmesi hoşuna gider diye düşündüm... Sonra benim için olan kaza anındaki tehlike geldi aklıma ve eşimle paylaşıyorum... Yalnız araba kullandığımızda çıkartılabilir aslında nasılsa burda kimse oturmayacak ve oda ön tarafı rahatça seyredebilir diye... Sonrasında oğlumla aramızdaki dialog çok hoştu...

- Alperen , oğlum görüyormusun ön tarafı bak!!!
- Cevap yok...
- Alperen , oğğğğluuum baksana bunu çıkarttım ön tarafı güzelce seyret diye görüyor musun?
- Yine cevap yok :))
- Alperen, anneciğim görüyormusun bak ön tarafa baksana...
- Görmüyorum anne!
- Neden aşkım?
- Önce su at camlara, silecekleri çalıştır, camlar temizlensin...

Su atılır, cam temizlenir ... ( Bu arada araba yeni yıkanmıştı camlarda temiz )

- Oldu mu oğlum? Şimdi görüyormusun?
- Evet şimdi harika görüyorum :)))

Bu sadece o silecekleri çalıştırtsın diye yapmış olduğu bahaneydi... Bu arada oğlum 2 yaşını 4 ay geçmiş daha bücürüğün teki :)) Yeni neslin zekasına hayranım gerçekten... İstedikleri şeyleri türlü türlü değişik bahanelerle yaptırabiliyorlar :))

26 Ağustos 2007 Pazar

Okuldan Kaçacaktık Biz :)

Orta 3. sınıfa gidiyoruz... 7-8 kişilik bir kız arkadaş grubu okuldan kaçıcaz... Bu arada bu arkadaşların arasında ben dahil 3 kişi ilk kez kaçıyoruz okuldan :)) Bu 3 kişide en yakın arkadaşlarız diğerleri zaten oldukça tecrübeli bir grup :)) Bizide aralarına almışlar sağolsunlar :)

Yalnız benim en yakın arkadaşlarımdan şimdi ismini vermiyim en tatlısı, okulun onur öğrencilerinden olduğundan ve müdür yardımcısına olan yakınlığından dolayı ben bu konuyu paylaşıcam dedi... Ya yapma etme saçmalama o zaman okuldan kaçmak olur mu dedik... Kendisi dinlemedi ve müdür yardımcısı ile paylaştı... Tabii ki kadıncağız bu kadar açık yürekle ben okula gelmeyeceğim diyen öğrenciyi red etmedi.. Ancak öğrenmesi gerekenler vardı... Kim kim gelmiyorsunuz... :) Bütün hepimizin isimleri tek tek söylendi... Ben rahatım ama, anneme söylemişim zaten ben okula gitmiyorum bugün diye...

Bu arada arkadaş bize öyle bir anlatıyor ki ben hepimizin ismini verdim müdüre hanım birşey demedi diye... Herkes acayip rahat ama görmeniz lazım :)) Benim diğer yakın arkadaşımın annesine uğradık biz böyle böyle müdür yardımcısından izin aldık okula gitmiyoruz bugün diye... Oda durun bakayım ben bir arıyayım dedi... Hepimiz inanılmaz rahatız ama nasılsa verdi ya izin ...

Müdür yardımcısı ne dese beğenirsiniz. Ben sadece X kişiye izin verdim diğerlerinden haberim var ama onlara izin vermedim deyince biz doğruca arkadaşın annesi tarafından okula geri gönderildik... İlk 2 derse giremeyen bizlere geç kağıdı verildi ve tekrar derse girdik... :)) Ama tabii bizi düşünün... Diğer arkadaşlardan yediğimiz lafları.. Sizin yüzünüzden bizde şeklinde.... E birde okuldaki arkadaşların dalga geçmelerine maruz kalmak falan :))

Buna rağmen unutlamayacak inanılmaz eğlenceli bir gündü... Boyumuzun ölçüsünü alıp oturduk yere... Sonra ne mi oldu? Başka bir gün bu sefer gerçekten kaçtık :))

24 Ağustos 2007 Cuma

Bİsİkletle Merdivenlerden Nasıl İnİlİr

Olay İstanbulun şirin bir kasabasında geçiyor. Dört yaşlarındayım daha. Üç tekerlekli bisikletim var. Direksiyonu araba direksiyonuna benzeyenlerden sol tarafında mükemmel çalışan birde freni var. Hangi gündü hatırlamıyorum ama okula gitmediğimiz için bize her gün tatildi:) Bisikleti aldım evin çatısına çıktım. Çatımızda bisiklete binilebilecek düz tiplerden benim için ozamanlar formula1 pisti. Çatıya çıktım biraz bindikten sonra aşağı eve inmeye karar verdim. Bu sefer merdivenlerden elimde bisikletle inmeyecektim bisiklete binerek inmeye karar vermiştim. Merdivenlerimiz aşağıdan yukarı çıkarken viraj alan tiplerden. Bir elimle frene sıkıcı sarıldım, diğer elimle direksiyona ve kendimi merdivenlerden aşağı bıraktım ilk üç merdiveni başarılı bir şekilde indim, kalan merdivenlerden uçarak indim galiba. Gözlerimi açtığımda ilerki yıllarda(ilk okul2) beni sünnet edecek doktor kafama dikiş atıyordu. (hemde 5 adet) işte o gün bu gündür küçüklerimi severim büyüklerimi sayarım. Kafamdaki dikiş sayısı bununla kalmadı ilerki yıllarda arttı. Şuan dikiş izleri belli olmasada adrenalin tutkumuz çocukluğumuzda kaldı.

Dip not: Sanırım mimlendim.

23 Ağustos 2007 Perşembe

ŞİMDİ Kİ ÇOCUKLAR :)

Hep ben çocukken dedik bu güne kadar ben de şimdi şimdi ki çocuklardan bahsetmek istiyorum biraz. Öncelikle herkesin kabul ettiği bir gerçek var ki şimdi ki çocuklar çok zeki (ya da biz çok saftık bilemiyorum :) ) . Tam teknoloji çocuğu oldukları şüphe götürmez bir gerçek zaten. Sekiz yaşında ki yeğenim tatilden geliyor ve ben : '' Tatil nasıl geçti koçum?'' diye sorma gafletinde bulunuyorum. Aldığım yanıt: ''İnternetsiz hayat çok zor be abla!!'' -Hönk!! :S ''Ama şey tatil deniz ben kem küm...'' falan kalıyorum tabii. :) Başka bir yeğenden bahsetmek istiyorum size babasının kolunun altında uzanmış akşam haberlerini izleyen bir 4 yaş çocuğu ve haber şu: '' Yakında kadınlar erkeklere gerek kalmadan doğum yapabilecek... '' . Ben dört yaşındayken böyle bir haber duysaydım kesin babama ne olacak falan diye ağlamaya başlardım. Oysa ki sevgili yiğenin babasına dehşet dolu gözlerle sorduğu soru şu: '' Baba peki ozaman anneme ne diyeceğim babaanne mi???'' Nasıl yani yaaa... insan gerçekten şaşıp kalıyor. Çok sevdiğim arkadaşım Esra'nın dünyalar tatlısı yeğeni de annesiyle fotoğraf albümlerine bakarken sıra hamilelik fotoğraflarına geliyor, annesi bak kızım burda karnımda sen vardın falan diye hamilelik mevzusunu anlatmaya çalışıyor... :)) Ve tabii İrem annesine o boncuk boncuk gözleriyle bakarak : '' Nasıl yani anne beni yemiş miydin??'' diye soruyor. :))) (İrem'i merak edenler için videosunu da koydum. :)) ) Bir de benim 6 yaşında Cemre adında bir yeğenim var çocuk doğal olarak henüz okuma yazma bilmiyor ama bilgisayar klavyesinde ne söylersen yazabiliyor ve bilgisayarı da benden iyi kullanıyor... Yaa nasıl yaa... :) Bunlar çocuksa ben ne zaman büyüyeceğim? :)

Sabahçılar sizin...

İlkokuldayım, 3. ya da 4. sınıf :)
O zamanlar maşallah okulun en iyi (çalışkan) talebelerinden biriyim, herkes öyle bilirdi. Zaten 5 yıl sınıf başkanlığı, onur kurulu başkanlığı kariyerim falan da var :))
Biz öğlenciydik o sene. Sabahçılarda sınıftan çıkmadan bize gıcıklık olsun diye sıralarda masalarda iyice bir tepinip öyle gidiyorlardı.
Bende de bir intikam psikolojisi matematik defterlerinden bir yaprağa defterin her bir küçük kutusunun köşelerini takip ederek (yazım belli olmasın diye) o zamana göre hatta şimdiki yaşıma göre bile ağır bir küfür yazarak ertesi gün görmeleri için bırakmıştım :D
Ertesi gün durum malum tabi ağlayan bir kız, sınıf öğretmenimiz, müdür yardımcısı elinde de benim kağıt sınıfa girdiler :)
Sonra herkesin defterlerin kontrol edildi, yazan kişi fazla zorlanmamış normalde de böyle yazmaya alışık olmalı vs. denerek. Yalnız beni biliyorlar ya benim deftere bakmaya bile gerek duymadılar.
En haşarı arkadaşa patladı olay, biraz hırpalandı falan. Sonra vicdan azabı duymadım mı? Duydum tabii ki.
Biraz itiraf tarzı yazı oldu ama anı anıdır işte :)
Öğretmenim ve adını hatırlamadığım arkadaşım beni affedin, ühühüühühüh :( :D:D

22 Ağustos 2007 Çarşamba

SEVGİLİ DİNLEYİCİLER İYİ GÜNLER...

Doksanların ortasına doğru...Burak KUT (ki o dönemde "tiki" değil popun prensiydi kendisi) Benimle Oynama diye piyasayı kasıp kavuruyor,Yonca EVCİMİK "Abone" ile, Sertap ERENER "O-Ye" ile, Mustafa SANDAL "Onun Arabası Var" ile ağızdan ağıza dolaşıyodu. Ablam ve ben bu şarkıları sürekli bağıra bağıra söylüyorduk evde. Bir gün kuzenlerden biri (bir önceki yazımda beni "hafifçe" iten Gökhan'ın ablası) gelmişti eve. Can sıkıntısyla otururken"Hadi şarkı söyleyelim, kasete çekelim" diye abuk bir fikir ortaya attım. Hemen evdeki "Gelişim Oxford" ingilizce eğitim serisine ait kasetlerden birinin üstüne başladık kayda. Bu da yetmezmiş gibi " madem yapıyoruz sanki radyo yayını gibi olsun" dedim( buyrun burdan yakın )!!! Radyoda Televizyonda gördüğümüz gibi "İyi Günler" falan filan diyerek başladık. Abartıp gaza gelip o gün 90lık 2 kaset doldurduk. Kendin pişir kendin ye misali, biz sunuyor biz konuk oluyor biz şarkı söylüyoruz. Birimiz çok ünlü bir şarkıcı olarak programa katılıyor, yeni albümünden, konserlerden bahsediyordu. (: Her ne kadar çok eğlenmiş olsakta 3ümüz için acı veren hala pişmanlıklarla boğuşmamıza sebep olan şey ise, "Repertuvarımız"dır. Evet o gün ben, Mustafa SANDAL'dan Araba'yı, İbrahim TATLISES'ten Nankör Kedi'yi, Burak KUT'tan Benimle Oynama ve Çılgınım'ı, Tarkan'dan Unutmamalı'yı, Çelik'ten Dilberim'i ve aklıma gelmeyen daha bir çok parçayı "katlettim" pardon "seslendirdim". En çok acı vereni de Ferdi TAYFUR'un Emmoğlu ve "Aboooovvvvv" diye diye söylediğim "Hadi Gel Köyümüze Geri Dönelim"i idi. O kasetlerle ilgili tek mutlu eden yan ise şu an ablamların ikisininde evlenmiş olmalar ve benim de geçenlerde bu iki kaseti evde bulmuş olmam (: Ehh artık ikisi de bir güzellik yaparlar bana değil mi?? (: (: (: (:

Davul, Zurna 1-2-3

Küçüklüğümde birsürü oyun oynar dururduk. Misket,gazoz kapakları ile değişik oyunlar, akşam ebesi, saklambaç...Bir de "Davul Zurna 1-2-3" diye bir oyun oynardık. Bir kişi ebe olur, duvara dönüp saklambaçtaki gibi gözlerini yumarak "Davul zurna 1-2-3" der ve gözlerini açıp arkasını döner. Bir yandan da diğerleri "Ebe"ye belirli bir uzaklıkta beklerler. Ebe arkasını dönüp sayarken ona olabildiğince yaklaşmaya çalışırlar. Ancak ebe gözlerini açıp arkasını döndüğünde hiç bir suretle hareket etmezler. Hareket eden yanmış olur ve oyundan çıkar. Ebe tekrar arkasını döner ve yine ebeye yaklaşılmaya çalışılır. Bir gün bu oyunu oturduğumuz gecekondunun kocaman balkonunda kuzenlerle oynuyorduk. Benimle yaşıt kuzenim "Gökhan" ebe. Gökhan duvara döndü sayıyor bizde balkonun uç kısmından başladık sinsice yaklaşmaya.
Gökhan sayıp dönmüş hareket eden var mı diye bakınıyorken bir anda bana doğru koşup "hareket ettin ebeeee" diye bana dokundu. Yalnız bu dokunmanın şiddeti biraz(!) fazla olacak ki ben geriye doğru bir iki adım savruldum. Birinci ve ikinci adımda sorun yoktu da savrulurken üçüncü adımımda sebebpsiz bir boşluk hissettim ayağımın altında. Sonra da feci bir can acısı. O gün anladım ki bizim balkon yerden bi hayli yüksek ve o yükseklikten düşmek bir hayli acı veriyor ): . Daha sonra Gökhanla bir gün yine bizim balkonda oynarken çaktırmadan bende onu ittim balkondan, kendiside dahil kimse fark etmedi kendi düştü sanarlar hala(süper bir intikam olmuş :P )...O balkondan düşüşüm sanırım eğlenceli geldi ki bana sonraları o balkondan sürekli saçma sebeplerle düşer oldum. Hala çenemde, kafamın bi çok yerinde izleri vardır. "Şimdi yine o zamanda, o mekanda olsamda yine o balkonda oynasam, yine saçma sebeplerle düşsem ordan" diye bir cümle kursam bana "psikopat" gözü ile bakarmısınız??? (: (:

20 Ağustos 2007 Pazartesi

Eskiden Bir Şekerler Vardı Bilirmisiniz?


Hatırlarmısınız tam tabiri Eşşek kadar olduğumuzda bile ağzımızda emzikle gezdiğimiz dönmeleri..:) rengaren aromalı çok güzel şekerler vardı zamanında..şimdiyse çocukluğumla birlikte geçip gitmiş gibi onlarda bakkallardaki raf ömürlerini geçirdiler ve unutuldular... :(

18 Ağustos 2007 Cumartesi

nostalji voltran



fazla söze gerek varmı logosu bile aklımda trt1 in :D

fb-aydın maçı

belki bu maçı duymayanız yoktur bu maç fenerbahçe tarihinin şanlı tarihine yakışmayacak maçlardan biridir kadıköyde 1-6 lık bir skor aman allahım ne bu şimdi diyeniniz vardır içinizden ama art niyetle yazmadım bu benim ilk futbolla tanışıklığım ilk fenerbahçe sevgim ve belkide değişmeyecek tutkum olacaktı herkes o kadar çok kızıyorduki maç sonrası ama ben sahada utançlarından yere kapaklanan futbolculara kenetlenmiştim tribunlerden yuhalanma sesleri arasında elleri başlarında ne olduğunu anlamaya çalışıyorlardı hepside o an dank etti kafama dedim sahip çıkmalyım takımıma herkes köstek olurken destek olmalıyım ben bağlanmalıyım iyikide bağlanmışım kanaryama şimdi o kadar çok geliştiki artık bizi bile aşmaya başladı seyrederken gözlerim ayrı dolar kendimi kaybederim aydın maçı gelir aklıma kadıköyde eski tribunlerde tahtaların üzerinde başlayan o güzel dostluk yaşadığım müddetçe sürecek anlaşılan :)

17 Ağustos 2007 Cuma

Lassie


Lassie (Lesi) hatırladım ve bakayım dedim, başlangıcını (introsunu) bulduğum yerde 1967 diyor. O kadar eski olduğunu bilmiyordum. Bildiğim sloganında olduğu gibi en iyi dost olması. Diğer bir bildiğim de bu cins (Collie) bir köpeği ne zaman görsem aha lesi diye içimden geçirmem :)
Çok akıllı, cesur ve fedakardı Lesi.

HEİDE

Ne çok izlerdim zamanında Dağlar kızı Heide'yi...Dedesi Peter ve Clara ile maceralarına bayılırdım...
bide yedikleri ekmeğe hastaydım sünger gibi:)
ama şarkısıda bi acayip 80'li yılların en çok izlenen anime çizgifilmdi..
Buyrun başlarken;






Biterken;


Hörmüyle Körmü Kimdi Yawww:)

Ben çocukken sessiz sakin bi çocukmuşum sesim çıkmazmış annem koyarmış beni bi odaya oynar durumuşum:) 
ama hep oyun oynarken kendi kendime konuşurmuşum.
ben pek hatırlamıyorum ama al sen ver bunu bana filan dermişim..
annem sorarmış kimle konuşuyorsun sen diye arkadaşlarımla annnnneeeeee dermişim:)
kimmiş o dedilermi anne tanımıyomusun "HÖRMÜYLE KÖRMÜ" dermişim:)
hafif şizofrenmişim galiba:):)

Bi Şeker Vardı Ben Çocukken:)

Bilmem nasıl anlatırım ama ben çocukken böyle uzunnnn çubuk şeklinde şekerler vardı...yani upuzun bi pipet gibi bişeyin içinde renk renk toz şeker olurdu...onun kabını açamazsınızda böyle kemirir kalırsınız elinizde...aslında şeker filanda değil işgence aletidir..yada annelerin sırf sesimizi kesip oyalanalım diye aldıkları bir tuzaktı bilmiyorum artık..
ama ben çok severdim hatta bigün evin zilini çalıp bağırdım anneme ablama para atın alıcam diye..
yazık annem hastaydı ama inatla bağıra bağıra ağlamıştım sokakta...sonra öğrendimki annem zatüre geçiriyormuş...bilsem hiç üzermiydim o zaman annemi:(

16 Ağustos 2007 Perşembe

Jetgiller

Kült (eksantrik, ilginç) filmler eskiden de vardı. Şimdiki çocuklar çok şanslı* diye birşey yok yani. (İçimde kalmış, birikmiş söyleyeyim dedim) Bizim zamanımızda kült çizgi filmler bile vardı. Jetgiller mesela. Bilimkurgu ve gelcekte geçen bir çizgi filmdi. Jetgillerde ki noktaya da hala gelemedik aslında, şimdiki çocuklar içinde zevkle izlenecek bir çizgi film olabilir bu açıdan. Giyinme kabinleri, araçları vs. harika teknolojilerdi.
Jetson ailesinin başından geçenlerde tipik bir Türk ailesinin başından geçenlere yakın şeylerdi aslında. İş yerinde patronuyla sorunlar yaşayan evin babası modeli mesela hiç yabancı değil bana.
Neyse buyrun introya :)

15 Ağustos 2007 Çarşamba

Ay Savaşçısı

Nasıl hatırlayamadım kendime şaşıyorum ne çok seyrederdik biz bunu:) saolsun banada yağmur hatırlattı bunu..buyrun bakalım ufak bi görüntü:)

Sakız Sevdam Başıma Neler Açtı:)

Sakız çiğnemeyi çok severdim halada bayılıyorum vede çok inatçıydım birgün babam hakem olduğundan arkadaşıyla şehir dışındayken arkadaşının eşide bizde kalıyordu..hep beraber gezmeye giderken bakkalın önünden geçiyorduk ve ben tutturdum sakız istiyorum diye..annem hayır dedi almıyacağım dediya bi kere inadımdan başladım ağlamaya..tabi ana yüreği dayanamadı git al hadi biz yürüyoruz çıkınca koş gel yanıma dedi..neyse bi güzel girdim bigbabolar vardı hatırlarsınız onlardan aldım ve çıktım tam koşuyorum nasıl olduğunu anlayamadan kafamda bi acı hissettim ve bir anda yüzüm kan içinde kalmıştı...o kadar ani olmuşttuki ne olduğunu hastanedweki dikişten sonra anlamıştım..ben tam koşarken sağır dilsiz bi çocuk kafama keserle vurmuş tam sağ kaşımın üstüne..ben bağırdığımı hatırlıyorum annemde beni bakkalın önündeki hindilerden korktum sanmış..hep söler arkamı bi döndümki yüzün kıpkırmızı kandı diye..hemen bakkala koşmuşlar bir paket peçeteyi basarlarmış kafama ayn anda kıpkırmızı olurmuş...durumun ciddiyetini kafama yediğim 4 dikiş ve bir tetenoz iğnesinden sonra anlamıştım..hala durur yarası ufakta olsa:)

"Üç Boyutlu Hikaye Kitapları"

Resmini çok aradım daha kolay analatabilmek için ama bulamadım..Hazır kitaplardan açılmışken konu şimdi o kadar aramama rağmen bulamadığım bir kitap çeşidide üç boyutlu kitaplardır..bilmem hazırladınızmı..hani kitabı okumak için açarsınız ve birden karşınıza insanlar evler şatolar kuzular keçiler artık hikaye neye göreyse onlar gelir..sanki gerçekmiş gibi.. :) ne çok istemiştim annemden çeşitlerini ama cidden çok pahalıydı o zamanlr bende kırmızı başlıklı kzıın kitabı vardı :) değişe değişe okurduk arkadaşlarla..çok keyif alırdım onları okumaktan..düşünüyorumda bizmi çok şanslıydık yoksa şimdiki çocuklarmı şanssız :(


İlkokul birinci sınıftaydım ve okumayı öğrendikten sonra halam bana cimcime ayşe serisini hediye etmişti...8 kitap..işte okula gidiyorumdan başlar hasta olunca yapması ve yapmaması gerekenlere kadar anlatırdı...bu kitapları kaç kere okuduğumu hatırlamam..dön başa okurdum ezberlemiştim sanki..sonra nolduysa oldu o kitaplarım kayboldu..yada bıraktım biyerlere büyüme telaşında unuttum gitti o zamanların en yakın dostunu..

Ben Çocukken Kavut Diye Bişi Vardı :)

Hatırlıyorumda acayip küçük bir çocukken kavut diye leblebi tozuyla şeker karışımı bişi vardı bakkallarda satılan hani böle rulo şeklinde acayip ambalajlı bişeydi...ben onu evde yapmayı denerdim..babamında kuruyemişçi olması sebebiyle sabahtan başlayıp bir kese kağıdı leblebiyi toz haline getirir içine bi dolu şeker katardım...ve emek emek yaptığım kavut anında tüketirdi evdekiler nasıl sinir olurdum..hatta bazen kalmadığına şahit olup gidip yine paramla almak zorunda kalırdım..boğazıma kaçıp boğulma tehlikelerimden hiç bahsetmiyorum bile :) ama günümüzde bulamıyoruz bunu tadı haya damağımda :)

10 Ağustos 2007 Cuma

Voltran Voltran Voltran

Eskiden bu kadar tv kanalı yoktu tabiki sadece trt1 vardı oda belli saatlerde yayın yapardı ah günler ah dermişim şimdi :) tabi öyle olunca çocuk kuşaklarıda sınırlı olurdu örneğin pazar günleri trt 9 da açılır istiklal marşımız çalar sabah haberlerini girer sonra saat 10 da süper kahramanımız voltran başlardı :D bir gün saatlerin ileri alınması dolayısıyla her zaman ki gibi sabat 10 da kalktım fakat saatler ileri alınınca saat 11 olmuş ve çizgi filmim oynamış alla bende moral sıfır tabi seyredemiyorum o haftam zehir olacak tabi sanki yayınlayacaklar gibi ikide bir tv ye bakıyorum öğlene kadar kendime gelememiştim babam o kadar geçti artık haftaya seyredersin tesellilerini bile duymaz olmuştum şimdi yaptığımı düşünüyorumda çocukmuşum işte ne var bunda :D

9 Ağustos 2007 Perşembe

Spiker yüzünden yenildik oooolummmm

Hiç unutmuyorum ilkokula giderken hafta sonları maçlarını sadece radyodan dinlerdik akşam üzeri trt1 iki dakka görüntü verirse ne mutlu seyrederdik ne günlerdi o günler bir hafta sonu kanaryam yenilmş boynu bükük pzt günü okulun yolunu tutmuşum tabi bizim arkadaşlar dalga geceçek ya benimle başladılar nasıl yendik sizi bip bip bip dalga geçmeye tabi takımımıza laf söyletirmiyiz hiç bahane bulmalıydım bir tane ne olabilir diye düşünürken birden aklıma spiker gelmişti radyo spikeri hemde karşı takım gol atınca avazı çıktığı kadar bağırıyordu kesin fener düşmanı olmalıydı bu adam spiker bile karşımızdaydı bizim oyuncuların moralleri bozulmuştu ayakları dolanmış top oynayamaz hale gelmişlerdi tabi sonuç hüsran hehe yedirdimmi bu bahaneyi evellallah yedirdim tabe :)))) ama sonra hatırladığımda ben bile gülüyorum ne bahane bulmuşum be peh peh peh

8 Ağustos 2007 Çarşamba

İlk yüzme deneyimim

Biliyoruz ki kimse annesinin karnında yüzme öğrenmedi gavur memleketlerinde ilk doğumdan sonra bebeği havuza atıp yüzdürüyolarmış sonra o bebekte tabi yüzme şampiyonu olur kendisini balık zannediyor garibim neyse benim öyle bir şansım olmamıştı zaten darbeden sonraki yıl dünyaya gelmişim türkiye'de nerde böle entel dantel şeyler :D hehehe velhasıl biraz büyüdük serpildik konuşmaya başladık ailecek kaplıcaya gittik çanakkele'ye hem de gezeriz oraları şehitlerimiz truva atı vs. yola koyulduk tatili yapacağımız pansiyon gibi yere geldik hemen soluu havuzun başında aldık görevli havuzun boyumu geçmediğini rahatça yüüyebileceğimi söyledi ama havuzun ortasından yürümemem gerektiğinide belirtti ayrıca :D 10 gün kadar havuzun kenarlarında cirit attık akrobatik hareketlerle artistik patinaj yaptım :D ama şeytan işte herkes ortadan yrüyor bir şey olmuyor bende ufağım ya ya bende yrümek istiyorum dedim ve ya Allah dedim yürümeye başladım tam ortaya geldim ki cumbur danak havuzun tahliye deliği varmış battım oraya :D yüzmede bilmiyoz hemen atladılar çıkardılar beni allahtan ama ben aynı filmlerdeki gibi ağzımdan fiskiye gibi su atıyorum birde ufağım ya nazlanıyorum falan o günden sonra deniz baya bi korkutucu olmuştur benim için aman ufaklıklara sahip çıkın denizde belli olmaz meraklanır bi yerlere gitmek ister zehir olmasın tatil.

7 Ağustos 2007 Salı

Bilyalı


Aslında bulabilseydim bir resim, foto koymak isterdim bu yazıya. Gerçi bilen biliyor zaten. Bilmeyenler için biraz tarif edeyim.
4 adet rulman(bilya), bir ağacın önüne ve arkasına iliştirilmiş tahta çubukların ucuna takılır.
Ortaya çıkan kaykay, kızak karışımı araçla yokuş aşağı kayılır. Genelde yön verilemez bu araca. Ayakkabı düşmanıdır. Eller kenarlardan tutularak, vücut geriye atılır, mümkünse yatılır ve son sürat gidilir. Sonra bilyalıyla inilen yokuş çıkılır. Sonra olay tekrarlanır. Bu defalarca tekrarlanır.
Böyle harika bir oyundu ama artık yok.

Kimya Sınavı

Buda biraz büyümüş halim ama idare edersiniz artık :) çocuk her yaşta çocuk :) lise 3 teyiz cuma günü kimya sınavımız olacak salı günü yazılı sınav olan makine ressamlığındaki arkadaşlarımızdan canlarım benim :) soruları aldık öyleki hoca 2 grup yapmış biz iki soru grubunu alıp çözdük akıl işte normalde napar insan önünde koskoca 3 gün var aynı soruları ezberle sınava gir ama yok biz ne ezberlicez girdik sınav günü tüm sıralarda kopya var hatta a1-a2..b-1,b-2 şeklinde hahaha bende önden ikinci sırada oturuyorum hoca beni en öne almasın diye öndeki sıranın yazı yazılan yeri ve oturduğumuz yerini tebeşirle karaladım hoca almaz mantaletesiyle :) herşey yolunda gidiyordu planlandığı gibi sınav kağıtları dağılmıştıki hoca bana öne geçmemi söyledi hocam orası tebeşirli yapmayın etmeyin dememe rağmen dinletemedim bana bir tane mendil verdi sil diye trip atcam ya ben silmedim o şekilde oturdum sıraya :( üstüm başım tebeşir olmuştu ama 20 dk geçmiştiki muharrem unutulmucaksın kuzum :D kopya tükenmez kalemle yazılırmı be kardeşim hehehe kağıdın ön kısmı bitiyor arkayı çevirdiğinde mürekkep kağıda bulaşmış bir eyvah sesi duyulur sınıfta :D hoca noldu muharrem demeye kalmadı kağıdı gördü tabi bi baktı sıralarda kopya hahaha tüm herkes çıkmaya başladı normalde 5 dk sürmüştür sınav hoca anlamasın diye oturyodu çakalla arkadaşlar :D ama yemedi tabi hepsi yakalandı o sınavdan ben benim yanımdaki bi arkadaş ikide kemal ve serkan kopya muamelesi görmemişti rezil olmuştuk hoca baya bi dalga geçmişti bizimle :D

5 Ağustos 2007 Pazar

Top Oynamak

Evet gene ben yahu ne kadar da yaramaz çocukmuşun sende diyebilirsiniz şimdi :D ama işin ucu öyle değil inanın arkadaşlar hehehe :D :D bir gün bir arkadaşımla beraber amcasının oğlunun eve gitmiştik üç afacan evde olunca ne yapar elimizde top oynamaya başladık teyzenin bize evin içinde oynamayın söylemleri bir kulağımızdan girip diğerinden çıkıyordu :D herşey yolunda idi kendimize sandalyelerden kale bile yapmıştık ki birden duvardan duvara asılı olan çiçeğe isabet etti top ahan dedik kırılmıştı napsak ne etsek diye düşünürken aklımıza kırılan yeri bantlamak geldi bizde bantladık sorun çözülmüştü biz hemen topu bıraktık normal uslu çocuk moduna döndük fakat şüpheler üzerime doğrulmuştuki bir şey ispat edilmediği için suçsuzduk ama 2 gün sonra çiçek kırık olan yerden öteki kısmı sulanmadığı için kurumuştu artık foyamız ortaya çıkmıştı ama o gün arkadaşımız annesinden ne gibi bir azar yedi ne o söyledi ne biz sorduk :D

1 Ağustos 2007 Çarşamba

Çocukken Yaptıklarımız

Hepimiz çocuk olduk ve o zamanlar yaptıklarımız şimdi baktığımızda o kadar komik ve safça geliyorki belkide bu yaptıklarımıza kızılmamasında tek neden art niyet olmaması idi zaman geçtikçe yaptıklarımıza kızılmaya başlandı bunun adı belkide buluğ çağımız olarak addedildi ve bizim büyüdüğümüz varsayıldı ama unutulduki ben hala çocuktum hala elma şekeri yemek hala aldığım ekmeğin ucundan bir diş ısırık almak yada sabah erkenden kalkıp tv de çizgi film kuşağında pinokyoyu seyretmek istiyordum ama olmadı bu bizim için bir dönüm noktası oldu bir bakıma şimdi büyüdük ama hala çocukca hayalleri peşinde koşan ve onları yaşatanlara ne mutlu hayallerimiz biz büyüdükçe küçüldü belkide.....

Gıcık uzaylı Alf

Evet çok kişi sevmezdi ve gıcık olurdu Alf'e. Yine de izlerdik inatla ama çok şey hatırlıyorum Alf'le ilgili. Çok yemek ve yüzsüzlük dersleri verdi çaktırmadan bize o zamanlar. Şimdilerde Alf'e çok benzeyen bir arkadaş var Şadi :) Girişi izleyin ve hatırlayın.

Yeşilçam Müzikleri

80'lerde yeşilçam filmlerinde çalan müziklerden bir bölümü.

Nuri Alço ve Emrah +13

O zamanlar akıllı işaretler yok tabi bizde izliyorduk. Naro efsanesi böyle böyle doğmuştu. Çocuklukta maruz kaldığımız kötü şeylerden bence. Neyse hatırlayalım, eğlendirici tarafı da yok değil :)

Baskül Ailesi

Baskül Ailesinden bir sahne. 10 yıl kadar öncesinden bildiğimiz bu dizide kilolu insanların sempatik olduğunu :) bir kez daha izliyor ve anlıyorduk. Mesaj : Aile dediğin uyumlu olmalı :)) Bi de şimdiki bazı emitasyon dizilere bakıyorum da, bu eğlenceli dizi %100 yerli miydi acaba? Bilen varsa, paylaşsın lütfen.

Kara Şimşek

İnanılmaz güzel heyecan müziği, Kit ve Maykıl'ın nefes kesen maceraları. Çocukken hep bir kitim olsun istemiştim, hala istiyorum. Cem Yılmaz'ı bu vesileyle de anıyoruz. Dizi de Peluş'un yerinde kim vardı, hatırlayan var mı? :)

Susam Sokağı

Susam Sokağı ile büyüyenler buyrun girişi bir daha izleyin. Edi ile Büdü, Cem Yılmaz'ın skeçlerine konu olan origami çalışmaları , Minik Kuş...
Dostluk ve sevgi sarıyor her yanı, sen de gel katıl bize. İşte Susam Sokağı. Hatırlayabildiklerinizi yorumlardan eklerseniz tazelemiş oluruz olayı biraz daha.